Bir Sayfa Seçin

Raspberry Pi 2, Şubat ayında ilk duyurulduğunda “vay be!” cümlesini kurduğumu hatırlıyorum. “4 çekirdekli 900 Mhz işlemci, 1 gb RAM, entegre 3D grafik çipi ve full hdmi port gibi bir sürü özelliğe sahip bir mini bilgisayar ve fiyatı 35 $..!” Birkaç ay sonra da bir elektronik firmasının Türkiye’de doğrudan satış yaptığını duyunca, uzun zamandır uzaktan tereddütlü bir merakla izlediğim bu Raspberry Pi kulübüne sonunda ben de katıldım.

Katıldım katılmasına ama; bazı şeyler pek de beklediğim gibi çıkmadı. En büyük sürprizi işletim sistemi tarafında yaşadım. Bir Debian kullanıcısı olarak, Raspberry Pi’ın Debian tabanlı özelleştirilmiş bir işletim sistemi (Raspbian) ile geliyor olması hoşuma gitmişti. Ama biraz kurcaladıkça bu özelleştirmenin seviyesinin bir hayli fazla olduğunu anladım. İlk önce, normalde kurulumları hızlandırmak için hazırda tuttuğum shell scriptler patladı. Pek çok uygulamanın ve bağımlı olduğu paketin Raspbian uygulama deposunda mevcut olmadığını fark ettim. Bağımlılık sorunları ile uğraşırken ikinci büyük sürprizi yaşadım ve normalde Debian sürümlerinde bulunabilen bir sürü uygulamanın Raspberry’deki ARM işlemcisini desteklemediğini öğrenmiş oldum. O yüzden mevcut alışkanlıklarımın dışında çözümler bulmak zorunda kaldım.

Pi 2’de önce bir web sunucusu kurulumu denedim. Üzerine Owncloud kurdum ve ev dışından erişilebilir hale getirdim. Dinamik IP ile uğraşmamak için de bir shell script’in düzenli olarak Cloudflare’deki bir alt alan adına dinamik IP’yi yazmasını sağladım; böylece Pi bir alt alan adı ile ev dışından rahatça erişilebilir hale geldi ve gayet performanslı bir NAS cihazı oldu.

Daha sonra, Pi 2 üstüne yine doğrudan desteklediği medya merkezi çözümlerini kurdum. Onlar doğal olarak daha dertsiz ve sundukları hazır özellikler sayesinde kumanda ile yönetilecek bir medya merkezi arayanlar için çok ideal. Şimdilik, böyle bir şeye ihtiyacım olmadığı için biraz kurcalayıp kaldırdım.

Bir ara Microsoft’un yeni tanıttığı Pi için Windows 10 IoT Edition’ı kurup denemeyi düşündüm ama GUI’si olmayan çok temel seviyede bir işletim sistemi olduğunu öğrenince vaz geçtim. Bir iki defa evdeki Pi 2’yi görüp “Buna Windows 10 kurulabiliyormuş, MS Office de kursak, evde işyerinde kullansak, olur mu?” diye soranlar çıktı. Benzer hayalleri olanlar için burada da bahsetmiş olayım: Olmaz! 🙂

Son denemelerimde de; biraz zamanımı aldı; ama Raspberry Pi 2’i mevcut HTPC’imin yerini alabilecek makul derecede hızlı, biraz kısıtlı kabiliyete sahip ama çok az enerji tüketen, Raspbian tabanlı bir mini bilgisayar haline getirmeyi başardım. Pi 2, Raspbian içinde hazır gelen ve dahili grafik yongasını kullanabilen omxplayer sayesinde full HD film oynatabiliyor. Makul hızda bir internet sörfü de sağlıyor. Tabi flash tabanlı içerikler biraz sıkıntılı. Tarayıcı (browser) üzerinden film izlemek de sıkıntılı. Düşük çözünürlüklerde akıcılık fena değil, ama yüksek çözünürlükte tarayıcının donanım hızlandırma özelliğini kullanamaması yüzünden bol bol donma ve takılmalarla karşılaştım.

İnternette, Pi’ın başka enteresan kullanım alanlarını da gördüm; ama şimdilik bunlara bulaşmaya niyetim yok. İleride güzel bir boş zaman olursa belki…

Sonuç olarak… Pi 2 gerçekten şaşırtıcı ama bir o kadar da yorucu bir alet. Yorucu olması, Pi’ı misyonunun ötesinde şeyler için zorlamamızdan kaynaklanıyor tabi ki… İngiltere’deki okullarda bilgisayar bilimini öğretmek için bir vakıf (Raspberry Pi) tarafından lanse edilmiş bir çözüm sonuçta. Amaç programlama ve elektronik öğrenmek ise, Pi tam anlamıyla biçilmiş kaftan. Benim yukarıda bahsettiğim senaryoların bazıları Pi’ın son sürümünün bile kabiliyetlerini zorluyor maalesef.

Bu arada internette “ne, nasıl yapılır?” ile ilgili pek çok kaynak var; ama yine de bazı alanlarda bu kaynaklar kısıtlı kalabiliyor ve çözüm için deneme yanılmalar yapmak zorunda kalabiliyorsunuz.

Dip not: Daha sonra güzel bir kılavuza da denk geldim. Deneyimsiz kullanıcılar için uçtan uca, kapsamlı bir Raspberry Pi dökümanı olmuş. İlgilenenlere tavsiye ederim.